Yüzleşme !!! Tutulmalar Eşliğinde Temmuz 2019

“Dinle, yoksa dilin seni sağır eder. Yüzleş, yoksa kalbin seni esir eder. Anla, yoksa zihnin seni deli eder.” (Kızılderili Atasözü)

Hepimiz hayatımızın bir döneminde şu sorgulamayı mutlaka yapmışızdır; Dünya neden böyle? Niçin insanlar birbirine acı çektiriyor? Bu kadar savaş ve öfke niye?

Bu soruları çoğaltabiliriz ama genel anlamıyla hepimizin zihin düzeyinde bu sorulara muhatap olduğumuz aşikar. Cennetten kovuluş olarak tabir edilen Ruh, insan olarak yeryüzüne düştüğünde önce kadın erkek ayrımı başladı. Fiziksel olarak daha güçlü olduğunu fark eden erkek kadın üzerinde hakimiyet kurdu. Daha sonra görünüşlerimize göre ayrım dönemi geldi; soluk benizli, sarı benizli, zenci, çekik gözlü… Ve ırk kavramını kullanmaya başladık. Türk, İngiliz, Kanadalı, Hindistanlı, Çinli, Rus… Sonra inanç üzerinden ayrışma başladı; Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Pagan, Hindu, Budist. Hatta bu yetmedi bu dinler kendi içinde de ayrışmaya gitti. Tek bir yaratıcı vardı ama onlarca din, binlerce inanış vuku buldu. Sonra aramıza sınırlar çekmeye başladık ve çizdiğimiz bu sınırlar için savaşlar başlattık. Herkes yaşadığı sınırı genişletmek derdindeydi. Öfke ve nefret enerjisini yüzyıllar hatta bin yıllar boyu o kadar yükselttik ki, sevgiye ayırdığımız yer bir atom parçacığı boyutuna indi. Elde ettiğimizi sandığımız ve sahibi olduğunu düşündüğümüz maddi dünyaya ait her şeyi kaybetmekten o kadar çok korkuyorduk ki, onu kaybetmektense başkalarının yaşamlarını sonlandırmada hiçbir beis görmedik. Evrenden, yaratıcıdan kendimizi o kadar soyutladık ki yaşadığımız bu cennet parçasına zarar vermeye başladık. Yüzyıllardır bindiğimiz dalı kesiyoruz. Sonuç belli, hatta o kadar aşikar ki sanki bile bile kendimizi yok oluşa sürüklüyoruz. Tüm bunları biz yaptık. Ama kimi suçladık? Ya da kimi sorumlu tuttuk? Yaratıcıyı! İnanmayanlar bu cehennem azabını tanrının isteyerek yaptığını savundu, İnananlar da Kurban zihniyetine bürünüp olanı kabullendi ama değiştirmek için harekete geçmedi. Bunca şeye rağmen kendimizle yüzleşmekten hep kaçındık. Çünkü kolay olan buydu. Sorumluluğu başkasına yükleyip aradan sıvışmaktı kolay olan. Tabi ki dünyada bunu anlayıp kendi yüzleşmesini yapan ve tüm sorumluluğun bizzat kendine ait olduğunu anlayan binlerce ruh doğdu ve doğmaya devam ediyor. İşte büyük dönüşüm de bu şekilde başladı. O atom parçacığı boyutunda ki sevgi enerjisi büyümeye başladı çünkü o küçücük madde içinde tüm varoluşu barındırıyordu. Kim bilir belki bir gün fiziksel ve zihinsel dünyalarımızda tüm sınırları ortadan kaldırır ve tekrar insan olduğumuzu hatırlarız.

2 Temmuz tarihinde İkizler burcunda sonuçlarını uzun bir süre deneyimleyeceğimiz Güneş Tutulması gerçekleşecek. Rahu tarafından yönetilen Aridra takımyıldızında gerçekleşecek bu tutulma uzun bir süredir gökyüzü aktörlerinin bizlere verdiği ödevleri ne ölçüde başardığımızın yüzleşmesini sunacak.

Aridra’nın Sanskritçe anlamı ‘Islak, Nemli’dir ve sembolü gözyaşıdır. Hafızayı, bilgiyi, keskin bir zekayı temsil eden bu yıldız aynı zamanda vesvese, kuruntu ve adeta kendi gölgesiyle kavga etme potansiyelini de ifade eder. İniş ve çıkışları gösteren bu yıldızın bizim ülke kuruluş haritamızda hem Yükselenimizi, hem de Ay burcumuzu temsil etmesi sizce tesadüf mü!!! Yoksa; Kuruluşumuzda ki keskin zekayı unutup, adeta balık hafızasına bürünüp ve her şeyi bırakıp kendi kendimizle kavga edişlerimiz, bildiğimiz halde bildiğimizi unutuşumuz ve bunun sonucunda sürekli çıkışlar ve inişler yaşamamız, ter ve gözyaşı dökmemiz kozmik bir kesinlik mi!!! Astronomi de Betelgeuse (İkizler Evi) olarak adlandırılan bu yıldız Orion Takımyıldızında bulunur ve Süpernova’ya dönüşmesine yani ömrünü tamamlamasına az bir zaman kalmış kırmızı bir dev’dir. Tutulmanın gerçekleşeceği derece Satürn tarafından yönetilecek ve ani, beklenmedik olayları tetikleyebilecek enerjileri açığa çıkaracak. Bizim 1.evimiz yani Yükselen ve Ay burcumuzun (İkizler) üzerinde gerçekleşecek bu tutulma izlediğimiz politikaların ve yolun bizlere getirdikleriyle yüzleşmemize neden olacak. Tam karşı da Yay burcunda ve bizim 7.evimizde yolculuklarına devam eden Ketu-Satürn bizlere yüzleşeceğimiz arenayı gösteriyor. Dış dünya ile kurduğumuz iletişim, işbirliği, ticaret, siyasi ilişkiler ve içeride uyguladığımız ve bildiğimizi sandığımız yanlışlar. Tutulmalar tamamlanmadır ve süregelen enerjilerin vücut bulduğu, netleştiği ve sonuçlandığı zamanlardır. Ne yaptıysak, ya da yapmadıysak onunla yüzleşeceğiz! Sadece biz değil tabi ki tüm dünya kendi yaptıklarıyla yüzleşecek. Tam da aklıselim bir iletişim beklerken 8 Temmuz da Merkür Yengeç burcunda geri hareketine başlayacak. Yani bizim parasal güven ihtiyacı hissettiğimiz alanda. Varın bu iletişimin ne kadar sağlıklı olabileceğini siz düşünün!

Ayın 16’sı geldiğindeyse Yay burcunda Ay Tutulması yaşıyor olacağız. Uttara Ashadha takımyıldızında gerçekleşecek bu tutulma İkizler-Yay hattında ki tüm yüzleşmeleri ortaya dökecek nitelikte.

Güneş tarafından yönetilen bu yıldız devleti, sosyal kurumları, üst düzey kişileri ve askerleri temsil eder. 7.ev gibi tamamıyla dış politikayı temsil eden alanda gerçekleşmesi siyasal ve finansal konuları fazlasıyla etkileyecek. Siyasi, askeri ve finansal yaptırımlar, gerginlikler ve kopuşlara şahitlik edebiliriz. Belki son sözler söylenecek evet; ama bilmeliyiz ki her son yeni bir döngünün başlangıcıdır. Önümüzde ki yıllarda Türkiye ve tüm dünyada taşların yerinden oynadığına, kağıtların yeniden karıldığına şahitlik edeceğiz. Tüm dünyada devletten çok halkın yükseldiği evreye girdik ve bu yolda ki değişimler tüm hızıyla devam edecek.

Gelelim burçlara; bu ay ayrıca bir burç analizi yayınlamayacağım çünkü bu iki tutulma enerjisi zaten her şeyi ortaya koyan nitelikte. Burçları nasıl etkileyecek derseniz de; aynı şeyleri sürekli tekrar etmemek adına Sessizlik, Çözülme ve Peki Ya Şimdi! Yazılarımı tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü dediğim gibi tutulma yeni enerjileri açığa çıkartmaktan ziyade olan, biriken enerjileri tamamlama etkisine sahiptir. Yıl başından bu yana yazılarımda karmik aktörlerin burçlarınıza hangi ödevleri yüklediğini ve sizlere ne mesajlar verdiğini anlatmaya çalıştım. Bu tutulmalarda yaptıklarınız ve yapmadıklarınız ile yüzleşeceksiniz ama bu yüzleşmede kendinizi yargılamamanız çok önemli. Zira yargı zihinsel ve egosal bir faaliyettir. Yüzleşeceğiz ama kendimizi yermek veya yargılamak için değil; olanı olduğu gibi görüp, anlamak, kabullenmek ve değişmek için. Neleri yapıp, neleri yapmadıklarınızı da dediğim gibi geçmiş üç yazıdan özellikle yükselen burçlarınıza bakarak hatırlayabilirsiniz. Burada bahsetmek istediğim konu ise daha genel; Tutulmalar İkizler-Yay hattında gerçekleşecek. İkizler bilgidir, öğrenmedir, öğrendiğini başkalarına aktarma ve iletişim kurmadır. Ama aynı zamanda bildiğimizi sandığımız yanlışlardır, bazen biraz kibir, bazen biraz Ego’dur. Yani fazlasıyla zihinsel tarafımızdır. Yay ise içimizde ki tohumdur, inandıklarımız, içimizde keşfettiğimiz potansiyeller, ilahi ilhamı bulduğumuz alandır. Yani fazlasıyla ruhsaldır. Bu demek oluyor ki bu dönemde akıl ve kalp karışacak. İkizler sürekli soracak ama her sorduğunun yanıtını kalpleriniz de bulabilecek misiniz? Kalp her şeyi bilir lakin İkizlerin cevap bulma arayışı bitmez. Bu yüzden bu dönemde zihinsel sorulardan çok ruhsal sorular yöneltin kendinize ki kalplerinizde zaten olan cevabı görebilin. Bir tercih yapmanız gerekiyor; bu enerjileri zihin gözüyle mi karşılayacaksınız? Yoksa kalp gözüyle mi?

 

Sevgi ve Işık Sizlerler Olsun
Vedik Astroloji Evi
26.06.2019

ÖNEMLİ NOT: Bu sitede yer alan tüm astrolojik bilgiler tamamı ile Hint/Vedik Astrolojisine göre yapılmaktadır. Vedik Astrolojiye göre Yükselen ve Ay burcunuzu bilmiyorsanız ve burç takiplerinizi Batı Astrolojisine göre yapıyorsanız buradaki yorumlar sizin yanlış yönlenmenize sebebiyet verebilir. Vedik Astrolojiye göre Yükselen ve Ay burcunuzu öğrenmek için buraya tıklayınız.